Elmas ve Pırlanta Arasında Ne Gibi Bir Fark Vardır ?

Elmas ve Pırlanta Arasında Ne Gibi Bir Fark Vardır ?

Elmas ve Pırlanta Arasında Ne Gibi Bir Fark Vardır ?

Elmas ve pırlanta çoğu kişi tarafından iki ayrı taş olarak bilinse de aslında ikisi aynı taştır. Elmas bu taşın doğadan çıkarılmış ham haline denir. Dolayısı ile pırlantaya elmas demek yanlış olmayacaktır. Elmas yer kabuğunun altında çok yüksek basınç ve ısıya maruz kalan karbon elementinden oluşan bir madendir. Çok sert bir madendir ve bu yapısı sayesinde sanayi alanında da kullanılır. Pırlanta ise elmas madeninin farklı kesim teknikleri sonucunda oluşturulur ve buna pırlanta kesim denir. Dolayısıyla elde edilen ürüne pırlanta denilir. Daha ayrıntılı bilgi ilgi duyanlar için aşağıda yer almaktadır.

ELMAS

Karbon elementi yüksek ısı ve basınca maruz kalır ve sonucunda elmas oluşur. Buradan hareketle elmasın günümüzden bir kaç milyar yıl önce oluştuğu söylenebilir. Elmas en sert madenlerden birisidir. Bu yapısı gereği sanayi sektöründe başka madenleri kesmek ya da çizmek amacıyla da kullanılır.

Elması değerli kılan şey ise son derece ender bulunuyor olmasıdır. Zaten bir madeni değerli yapan şey doğada az miktarda bulunuyor olmasıdır. Bunun yanında bulunduktan sonra çıkarılışı da bir o kadar zahmetlidir. Daha sonra da doğadan çıkan bu hammadde işlenmek üzere mücevherat sektöründe işlemden geçirilir. Tüm bu yönleri itibari ile dünyadaki en pahalı birkaç madenden birisidir. Mücevherat sektöründeki en kıymetli madendir.

Elbette elmas doğadan çıkarıldığı haliyle değil elmas kesim tekniği ile kesilerek mücevherat sektöründe değerlendirilir ve buna elmas kesim denilir. Daha sonra kesilen bu taşlar yüzüklere, kolyelere, bilekliklere ve bunun gibi fantezi ziynet eşyalarına monte edilerek satışa sunulur. Taşın kendisine elmas, monte edilmiş haline de elmas yüzük, elmas kolye, elmas bileklik gibi adlar verilir.

Elmastan elmasa değer açısından farklar vardır. Çıkan her elmas altında olduğu gibi aynı değerde değildir. Elmasın içerisinde yabancı madde olmayışı yani temizliği, siyah karbon lekelerinin bulunmayışı onun değerini belirleyen ana unsurdur. Daha sonrasında da elmasın ağırlığı gelir. Elmasın ağırlık birimi karat diye adlandırılır. 1 karat 200 miligram ağırlığın karşılığıdır. Yani diğer bir ifadeyle 1 karat 1 gramın beşte biridir.

Son derece değerli olan bu madenin dünyada en çok çıkarıldığı yerler ise Güney Afrika, Avustralya, Rusya, Endonezya ve Hindistan’dır. Başka ülkelerde de çıkarılır ama ana üretici ülke bu beş tanesidir.

Bir elmasın kıymetini dört ana unsur belirler. Ki bu dört unsur pırlantanın da kıymet belirleyicisidir. Kesim, renk, ağırlık (karat ) ve berraklık bu dört unsuru oluşturur.

Elmas dendiğinde akla ilk gelen şey şeffaf ve saydam, beyaz ve ışığı geçiren ve parlak oluşudur. Fakat doğada çok ama çok nadir de olsa başka renkte elmaslara da rastlanmıştır ve bunlar ender bulunuşları dolayısı ile paha biçilemez değerdedir. Pembe, yeşil, menekşe, mavi ve hatta siyah elmas bile vardır. Bu elmaslar çok nadir sayıdadır ve değer açısından 1 karatı bile akıl almaz boyuttadır.

Mücevher yani ziynet eşyası olarak çok eski çağlardan beri yaygın şekilde kullanılsa da elmasın çok daha kıymetli hale gelmesi kesme tekniklerinin elmasta uygulanması ile başlamıştır. Böylece 18. yüzyılın başlarından itibaren geliştirilmeye başlanan elmas kesme teknikleri sonucunda bu maden çok daha kıymetli hale gelmiştir.

PIRLANTA

Yazımızın giriş kısmında belirtildiği gibi pırlanta esasen elmasın farklı teknik ve açılarda kesilmiş şeklidir. Kesim tekniklerinin 1700’lü yılların ilk çeyreğinde başladığı düşünülürse o tarihten daha eski zamanlara ait bir pırlantadan söz edilemez. Pırlantada amaç taşın içerisine giren ışığın neredeyse hiç kayba uğratılmadan dışarı yansıtılmasıdır. İşte, pırlanta ile elması aynı maden olmalarına rağmen birbirinden ayıran şey budur. Dolayısı ile pırlantayı elmastan daha değerli yapan özellikte budur. Işığı elmasa oranla çok daha fazla geri yansıtması ve dolayısı ile çok daha parlak görülmesi pırlantayı daha kıymetli yapar. Işığı çok daha fazla geri yansıttığı için elmas bir yüzük ile pırlanta bir yüzük yan yana koyulduğunda parlaklık ve ışıltı yayma bakımından çok ciddi bir fark olduğu görülür. Özel açılarda kesilerek pırlanta halini alan elmasın içine giren ışık, taşın içerisine girdikten sonra çok az kayıpla tekrar geldiği noktadan dışarı çıkar. Işığın giriş noktasından dışarı çıkabilmesi için faset adı verilen özel kesim tekniği uygulanır. Faset denilen şeye taşın kesilmiş yüzeyi de denilebilir. Standart kesim olarak bir pırlanta 57 fasetten oluşur. Genel olarak pırlantalar bu şekilde kesilir ve 57 faset ve bir külah kısmından meydana gelir. Eğer külah kısmının en uç noktası sivri değil de kesilip bir faset daha oluşturulursa o zaman pırlanta 58 fasetli hale gelir ve buna Amerikan kesim adı verilir. Fakat artık bu kesim çok fazla tercih edilmemektedir. 57 faset olan ve Avrupa kesim denilen teknik en geçerli kesim şeklidir.

Pırlanta taç, kemer ve külah (pavilyon) adı verilen bölümlerden meydana gelir. En çok faset taç kısmında vardır ve buradaki faset sayısı 33’tür. En çok faset taç kısmında olduğundan en fazla ışık yansıması ve parlaklıkta pırlantanın bu bölümündedir.

Kemer ise pırlantayı sağlam tutan bir bölümdür. Bazen fasetsiz olabildiği gibi bazen de az sayıda faset olabilir. Eğer kemer kısmına hiç faset yapılmazsa daha mat bir pırlanta olur. Matlığı ortadan kaldırmak için faset yapılırsa da pırlanta çok ince kemerli bir yapıya kavuşur ve bu da mıhlama aşamasında kırılmalara yol açar. Bu nedenle pırlantaların kemer kısmında genel olarak faset kullanılmaz. Ya da çok az faset kullanılır.

En alt bölüm ise külahtır ve pavilyonda denir. Külah kısmında 24 faset bulunur. İçeri giren ışığın tekrar dışarı yansımasını sağlayan bölümdür. Ne kadar doğru bir açı ile fasetlenirse yani kesilirse külahtan o oranda berraklık ve parlaklık elde edilmiş olunur.

Yukarıdaki kesimden dolayı taşa pırlanta kesim ve dolayısı ile pırlanta denir. Fakat bunların dışında fantezi kesim adı altında başka kesimler de vardır. Çok fazla tercih edilmese de gene de zaman zaman uygulanırlar. Pırlanta kesimde olduğu gibi bu kesimlerde de belli sayıda faset olması gerekir. Faset sayısı açısından standart formdan farklılık gösteren pırlantalar uygun boyutta ve simetrik bir yapıda olduğu sürece varyasyon olarak adlandırılırlar. Taş gene pırlantadır ve pırlantanın o varyasyonuyla adlandırılır. Bu varyasyonlar zümrüt kesim, oval kesim, kalp kesim, prenses kesim, markiz ve damla kesim olarak altı adettir.

Tıpkı elmas gibi pırlantanın da değer birimi karattır. Ama karat bir pırlantanın değerini kesin belirleyen bir ölçü değildir. Bir pırlanta kendisinden 5 kat daha büyük olan pırlantadan çok daha değerli olabilir. İşte, bu aşamada devreye pırlantanın kesim, renk ve berraklık özelliği girer. Bunlara 4 C adı verilir. Karat, kesim, renk ve berraklık kelimelerinin İngilizce karşılığının baş harflerinden dolayı bu ad verilmiştir. Elbette bu dört özellik kendi arasında guruplara ayrılır. Kesim 5, berraklık 9, renk 23 ve karat ise 31 ayrı şekilde sınıflandırılmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?